Hiç Hesapta Yokken Düğme Kralı Oldular/CNBC-e Dergisi

Mustafa ve Ahmet Oktay kardeşler ticareti Kapalıçarşı'da öğrendi. Bununla yetinmediler, ekonomi okudular, Kanada'da MBA yaptılar. Özel sektördeki yöneticilik yıllarından sonra bir arkadaşlarının tavsiyesiyle düğme ithalatına başladılar. Bir-iki başansızlıktan sonra italyan düğme devi Bottonnoficio Fossanese'yi satın alacak kadar büyüdüler. Şimdi hedefleri dünyanın en büyük düğme üreticisi olmak.


Form Düğme çok değil 8 yıl önce üretime geçti. Ama 40
yıllık düğmecilere taş çıkartacak operasyonlara imza attı. Ürünlerinde palmiye çekirdeği, boynuz, sedef gibi doğal malzemeleri kullandı. Fasoncu olarak kalmadı, koleksiyon yaptı. Yarım yüzyıllık İtalyan düğme devini satın aldı. Şimdi Avrupa'nın en büyükleri arasında.
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'dan tebrik telefonu almışlar kısa bir süre önce... E, italyan düğme devi Bottonoficio Fossanese'nin satın alınması öyle küçük bir olay değil. Sonuçta, düğme sektörünün kalesi italya'dan çıkarak dünya çapında tanınan, ürünleri moda devleri tarafından kullanılan bir markadan söz ediyoruz. Satın alma işini yapanlar ne dededen sanayici, ne de Türkiye'nin en zenginlerinden.


Sektörün yenisi, okumuş, vizyon sahibi, dünyayı takip eden iki genç girişimci kardeş... Hikayeyi ilginç yapan da bu zaten.
Mustafa ve Ahmet Oktay kardeşleri dünyanın sayılı üreticileri arasına sokan yolculuk Kapalıçarşı'da başlıyor. Baba burada çantacıymış. Dolayısıyla, iki oğlu, İstanbul'un bu en büyük ticaret okulunda yetişmişler. Ticaret bilgisi, deneyimi daha o günlerde Oktay'ların genlerine işlemiş olmalı.
Ama Mustafa Oktay, babası gibi esnaf ya da tüccar olmak istemiyordu. Okumak, iş dünyasında yönetici olmak kısaca kariyer yapmak niyetindeydi. Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme'yi kazandı.Birincilikle bitirdi. Üniversitenin hemen ardından MBA yapmaya Kanada'ya gitti. Birinci dönemin sonunda, yüksek notları sayesinde burs almaya hak kazandı. 1993'te Türkiye'ye döndüğünde iş bulması zor olmadı. Grundig'de ürün müdürü olarak işe başladı. Grundig o yıllarda yüzde 15 pazar payıyla Türkiye'nin en çok satan televizyon markasıydı. İki yıl sonra İtalyan elektronik devi Merloni'ye girdi.


Burada pazarlama müdürlüğüne kadar yükseldi. Sonra nasıl olduysa, bir anda iş dünyasında kariyer yapma sevdasından vazgeçti.
Bir arkadaşı haddecilik işi yapıyordu. Onunla ortak olmak için işinden ayrıldı. Ama çıkan pürüzler sonunda ortaklık gerçekleşemedi. Var olan işini kaybetmişti. Tam 10 ay işsiz kaldı. Artık profesyonel hayata dönmeyi istemiyordu. Kendi işini kuracaktı. Fakat kararsızdı. Nasıl bir iş yapmalıydı?


İlk iş ithalatçılık Piyasa araştırması yaptı. Bir tanıdığının arkadaşı çıtçıt ve düğme ithal ediyordu. Anlatılanlara göre iyi de kazanıyordu. Üretici olmak zor işti ama ithalat öyle değildi. Malı getirip satmak riskli görünmüyordu. 1996 yılında patronluğa giden ilk adımı attı. Form Dış Ticaret adıyla bir şirket kurdu. Yanına da kendi gibi Marmara Üniversitesi'nd işletme okumuş, Kanada'da MBA yapmış kardeşini aldı. Kardeşi denetim şirketlerinde çalışmış ve farklı bir deneyim elde etmişti. İki kardeş, ailenin Florya'da sahip olduğu bir daireyi ofis haline getirerek işe başladı. İlk olarak 5 bin dolarlık düğme ithal ettiler. "Babam başlangıç sermayesi olarak 20 bin dolar vermişti" diyor Mustafa Oktay. "Bu paranın bir kısmıyla düğme getirdik. Sonra da doğru Zeytinburnu'na." Hatırlatmakta yarar var, o dönemlerde dericilerin merkezi Zeytinburnu'ydu. Oktay ilk başarısızlığı işte bu piyasada yaşadı. Sözü yine kendisine bırakıyoruz: "ithalat yapmadan önce hepsini gezmiş, katalogdan ürünleri göstermiştik. Almak isteyenler vardı. Ama elimizde bir sözleşme, sipariş yoktu. Alırız diyenlere güvenip ithalat yapmıştık. Sonrasında ürünle gittiğimizde sipariş veren olmadı. Büyük hayal kırıklığı yaşamıştık. Malların hepsi elimizde kaldı, hiçbirini satamadık." Doğal malzemelerin keşfi Bu hayal kırıklığı Form'un ticari hayatını olumsuz etkilemedi.


Hatta, neredeyse, yeni bir işin fitilini ateşledi. Dericiler kendilerinden mal almamış ama aralarından biri, onlara çok önemli bir tüyo vermişti. Söz konusu olan değişik bir düğmeydi. Adı 'korozo' idi. Bu düğme doğal bir malzemeden yapılmıştı ve alıcısı vardı.Oktay kardeşler araştırmalar sonunda, korozo düğmenin Ekvator'un sahil şeridinde yetişen tagua adı verilen bir palmiye ağacının meyvasının çekirdeğinden yapıldığını öğrendiler. Çok yavaş büyüyen ağaç 15 yıl içinde meyve veriyordu. Kuruduktan sonra meyveler makineyle toplanarak kabukları çıkartılıyor, boyut ve kaForm Düğme'nin patronu Mustafa Oktay fabrikayı satın aldıktan sonra çalışanları için İtalyanca kursu açmış. Başarılı olanları ise italya'da eğitime gönderiyor.
litelerine göre ayrıldıktan sonra düğme hammaddesi olarak kullanılmak üzere ince ince dilimleniyordu. Bu düğmeler 19'uncu yüzyıldan bu yana İtalya'da üretiliyordu. Ve her şeyden önemlisi dünyanın en lüks markalarının da aralarında olduğu birçok moda devinin vazgeçilmeziydi.


Türkiye'de ihtiyacı olanların ithal ettiği düğmeyi müşterilerin ayağına getirmek iyi fikirdi. Çok geçmeden bağlantılar kuruldu ve 15 bin dolarlık ithalat yapıldı. Müşteri de hazırdı. Ama bu kez başka bir sürpriz bekliyordu genç patronları. "Aradık, taradık ve korozo düğmelerden ithal edip Türkiye'ye getirdik. Getirdiğimiz bütün düğmeleri olduğu gibi bir müşteriye satmıştık. Ama ertesi gün bu müşteriden gelen telefonla alt üst olduk. Düğmeler hatalıydı. Ama sonuçta hata bizimdi. Müşteriye teslim etmeden önce kontrol edip sorunlu olanları ayırmamız gerekiyordu." Müşteriden alınan düğmeler tek tek elden geçirildi. Sonuçta ikinci girişim de zararla sonuçlanmıştı. Ama en azından doğru yolda olduklarını öğrenmişlerdi. Bu işte müşteri sıkıntısı yoktu. Sonraki siparişler sorunsuz yaşandı. Üstelik sadece dericiler değil, Osmanbey'deki hazır giyim üreticileri de kısa zamanda Form'un müşterisi olmuştu. Korozo düğmeler Osmanbey'de nam salmıştı. Bu arada renk seçeneği oluşturmak için Florya'da daireden bozma atölyede küçük çaplı bir boyahane de kurulmuştu. Birkaç tencereyle oluşturulan boyahanede, ham haldeki düğmeler müşterilerin istediği renge boyanıyordu. Derken, iki kardeş, izledikleri fuarlardan birinde italyan Bottonoficio Fossanese'nin ürettiği düğmelerle karşılaştılar.


Mustafa Oktay, korozonun yanı sıra boynuzdan, sedeften yapılmış ürünlerin kalitesiyle, tasarımıyla büyülenmişti. "Fiyatı diğerlerine göre daha pahalıydı. Ama tasarım harikaydı" diyen Mustafa Oktay yeni ithalatçısını bulmuştu. 1998 yılında yapılan anlaşmanın ardından İtalyan düğme devi Bottonoficio Fossanese'den ithalata başlandı.
Form'un getirdiği bu yeni düğmeler çok beğenilmiş, iyi bir müşteri kitlesi oluşturulmuştu. Ne var ki ithalatta yaşanan sorunlar sıkıntı yaratıyordu. Üretime geçme kararı alındı. 1999 yılında Florya'dan, Merter'deki 40 metrekarelik bir ofise geçilmişti. 2000 yılında ise üreticiliğe ilk adım atıldı. Merter'de 200 metrekarelik bir atölyede 70-80 işçiyle başlayan bu ilk adım sekiz yıl sonunda Avrupa'nın en büyük tesislerinden birine gidecek yolu açtı.
Milat olacak satın alma "Aslında üretici olmayı hayal etmemiştik. Zor bir işti, riskliydi.
Alıp satmak için başlamıştık ama yol bizi buraya kadar getirdi" diyor Mustafa Oktay. Yatırımlar arttıkça hızlı büyüme yaşandı. 2003 yılında italya'dan beş makine alındı. Üretim tesisleri 800 metrekareye çıktı. Yeni tesislerle birlikte makine sayısı 25'e ulaştı. Ürettiğini satıyor, stok bile yapamıyordu. Zara, Mango ve Marks&Spencer gibi hazırgiyimcilere de düğme üretiyordu.


2009 yılında Hadımköy'de 5 bin 500 metrekarelik fabrika kurunca ithalat tamamen bırakıldı. Bottonoficio Fossanese de en iyi müşterisini kaybetti.
italyan partner için iyi günlerin sonuydu 2009. Küresel krizden kötü etkilenmiş, müşterilerini birer birer kaybetmişti. Hazır giyim sektöründeki birçok müşterisi alımlarını ya azaltmış, ya da daha ucuzun peşine düşerek doğuya gitmişti. Sonuçta yarım yüzyıllık fabrika üretimi durdurmuş, iflasa gitmişti. Oktay kardeşlere teklif İtalya'dan geldi. Son yıllarda en iyi müşterisi olan Form Düğme için fabrikayı satın almak devler ligine geçişin anahtarıydı. "Makineleri, teknolojisiyle stratejik bir fabrikaydı. Yeniden kurmaya kalkılırsa 2-2.5 milyon euro'ya mal olacaktı. Know-how'ını elde etmek sektörde birkaç adım ileri gitmek anlamına geliyordu. Örneğin dünyanın en iyi bakalit düğmesini yapıyordu. Çok geniş bir renk yelpazesi vardı. Elindeki kalıp makinelerinin tanesi 20-25 bin euro'ydu." Sonuçta ayaklarına gelen fırsatı kaçırmadı Oktay kardeşler. Ve fabrikayı 500 bin euro'ya satın aldı. Geçen yıl gerçekleşen bu Düğme yapan makine sayısı 28'di*40'a çıktı.
30 olan çalışan sayısı 70'e yükseldi.


Yıllık üretim kapasitesi 120 milyondu. Şimdi 200 milyon adet.
Yıllık düğme satış adedi 90 milyonken bu yıl 120 milyona çıkması bekleniyor.
1000'e yaklaşan müşteri sayısı iki katına ulaştı. ilk kez İtalya'ya satış yaptı. Hem de daha önce alım yaptığı düğme üreticilerine.
Fabrikada polyester düğmelerin hammaddesi üretilmiyordu. Satın alma sonrasında polyester hammadde üretebilecek teknoloji ve makinelere sahip olundu.
Bakalit adı verilen ve yanmayan plastikten yapılan düğmelerin üretimine başlandı. Üstelik dünyada çok fazla tesisin sahip olmadığı 60 adetlik renk skalasıyla birlikte. Bottonoficio Fossanese'nin geliştirdiği bu reçetelerin yeni sahibi artık Form.
anlaşmanın ardından tüm makineler birkaç ay içinde Türkiye'ye taşınarak monte edildi. İtalya'dan teknik bir ekibin eşlik ettiği bu montaj sırasında Form Düğme çalışanları da eğitimden geçirildi.


Şirket yeni teknoloji, yeni makineler ve Bottonoficio Fossanese eğitimiyle yepyeni bir döneme girdi. Fabrikanın sahibi Antonio Antoniotti de Oktay kardeşlere bu süreçte destek oldu. Onun sayesinde yeni müşteri kazanacaklarını söylüyor Oktay. "Antoniotti, tüm çevresine, geçmişteki müşterilerine fabrikayı İstanbul'a taşıdığını açıklamış. Önümüzdeki ay birlikte seyahate çıkıyoruz. Amerika'da kriz öncesi çalıştığı toptancıları ve müşterileri gezeceğiz. Bize vereceği desteği çok önemsiyoruz." Yüzde 50 oranında artan üretim kapasitesiyle birlikte ciro da yükselecek. 2010 yılında 10 milyon lira olan cironun, 2011'de 12 milyon liraya çıkarılması hedefleniyor. 2012'de ise 18 milyon liraya ulaşılması planlanıyor. Halen Çin, Hindistan, İtalya, Fas ve Cezayir'e yapılan ihracat ise yeni pazarlarla sürdürülecek. Yüzde 15 olan ihracat oranı 2012 yılında yüzde 40'a çıkarılacak.
Sekiz yılda en hızlı büyüyen düğme üreticisi olan Form on yıl içinde zirveyi hedefliyor. Mustafa Oktay iddialı: "Dünyanın en büyük üreticisi olacağız."